Kız sen estetik mi yaptırdın!?

Devamlı olarak aklıma gelen birçok anım, düşüncem var. Bazıları benimle o kadar bağdaşmış ki artık neredeyse her gün bir şeyler bana onları hatırlatıyor ve eskilere dönüyorum. Bunlara benden başka kimsenin bilmediği bende saklı şeyler de dahil. Tabi insanlığa faydalı, hayat dersi verecek olaylar değil, ama benim içimde yer etmiş, demek ki benim için önemliler. Ve ben artık sadece benim içimde benim aklımda olmasınlar istiyorum. Ben artık yokken de kimse görmese duymasa bile bir yerlerde olsunlar istiyorum. İleride unutursam okuyup hatırlayayım istiyorum.


Birkaç gündür bu fikir aklımdaydı ama ay acaba neyi anlatsaaaaam diye düşünüp duruyordum. Bugün bir bloga yorum yaparken ay ben bunu yazmalıyım dedim.

Şuan nereden başlayacağımı bilemiyorum. Olayı yazıp önce bilmeyenleri bir şoka mı soksam yoksa yavaş yavaş yazarak mı gitsem...

Neyse

Benim alnımda iki kaşımın arasında sağ kaşımın iç kısmında doğuştan bir şişlik var. Kemik zarının altındaki sıvıda fazlalık mı ne varmış. Ama kemik gibi şiş ve yani sert orası. Haliyle onun baskısıyla bütün yüzüm özellikle gözlerim sol ve sağda farklı. Yanaklarımın farkı sadece güldüğümde belli oluyor ama gözlerim bariz belli. Kaşlarım ve göz kapaklarım da farklı birbirinden.

Ben hala bunu kafaya takıyorum biraz ama lisedeyken kafayı yerdim bu konuda. Lise 1de 2de falan kahkül perçem vs alnımı kapatacak her boku yapardım. Hatta rüzgar eserdi millet eteğini tutar anasını satiyim ben saçlarımı tutardım alnım açılır insanlar görür diye. (Bunda o zamanlar yakın arkadaşım dediğim ve artık konuşmadığım salak kızların da payı büyük. Bir defasında rüzgar esmişti alnım açılmıştı, güya en yakın arkadaşım olan kız bana yüzünü ekşiterek iğrenerek bakarak aaay moody kapat şu alnını demişti ve bu konuyu çok önemsediğimi de biliyordu. Ben de üzüldüm o an tabi, çok mu kötü dedim; yok ya anlamına gelmesi gereken salak bir surat ifadesi yaptı. Bu beni daha da üzdü tabi). Neyse işte böyle bir maldım. (Çok şükür artık böyle değilim, saçlarımı arkaya atıyorum artık çoğu zaman alnım açık)

Lise 3'teydim sanırım tam olarak neydi hatırlamıyorum durumu ama ben o yıllarda acayip stresliydim. Hatta bir defasında aşırı stresten yumurtalıklarımda kist oluşmuştu. (O durum daha sonra bir defa daha oldu) Regl zamanımda resmen ölümüne regl oldum, vücudum bembeyaz kaldı; kan değerlerim 3'e mi ne düşmüştü. Doktor bir gün daha gelmeseydin de seni morga alsaydık ya doğumhanede yer sıkıntısı çekiyoruz ehuehe diye espri yapmıştı, o derece kötüydüm. Neyse. Böyle stresli olunca da sürekli başım ağrıyor ve benim başım ağrıyınca hep o şişliğin olduğu bölgede yoğunlaşıyor. Dayanamadım anneme sürekli söyledim. Okul bitti, bunlar beni doktora götürdü doktor da plastik cerrahiye yönlendirdi.

Cerrahi da biliyorsunuzdur hani bir ara meşhur oldu bir sürü yüz nakli yaptı. Beyaz kıvırcık bonus kafalı şeker mi şeker bir adam. Adama muayeneye girmek için bile saatlerce bekliyoruz bir sürü para veriyoruz falan ama kontrole gelen hastalar ya memeleri ya burunları sargılı tiki tiki karılar ve hepsi gülerek ellerinde pembe fiyonklu viski şişeleri ve pahalı olduğu on kilometre öteden belli olan çikolata paketleriyle geliyorlar, biz dedik doğru yerdeyiz.

O kart okutunca zooooooaaaart diye zortlayan kapılardan falan var insanlar yığılmasın diye. Kocaman koridor en az 8 oda var sadece bu adamın sırası var. Girdik odasına baktı inceledi bir yerlere tahlile falan gönderdi. O şuan adını hatırlayamadığım bir alet var ya bir yere yatıyorsun yuvarlak bir şeyin içinden geçerek o yuvarlak şey dönüyo dönüyo sen kıpırdamıyosun film mi ne çekiyorlar. (O an da çok komikti adam bana yat kıpırdama dedi ben put gibi durdum ama artık hareketsizlikten kaskatı kesildim. Adam da meğer kahve içiyormuş ibne beni unutmuş ben de salağım işlem uzun sürüyor heralde yapıyor diyorum meğer adam dışardaymış. Kahvesiyle geldi ay ben seni unuttum cınım yaaa dedi geçti içeri biraz daha bekledim sonra tııırk tıııırk tırk tırk tırk diye kırmızı şey dönmeye başladı ama ben içimden adama nasıl küfrediyorum ulan boru mu bu boynum tutuldu orada) Ondan çekildi işte. (Ben bebekken de çekilmiş kafa filmim var annemler şişliği fark edince doktora götürmüş ama doktor yeeaaa yok çocuğun bir şeyi yeaa alın götürün demiş) Sonuçları aldık gittik. Adam anlatıyor bana işte şiş kısmı kesmek için saç diplerinden deriyi keser kaldırır oradaki kemiği keseriz ya da karnından yağ alır şiş olmayan kısma da yağ sıkar şişiririz diye. Kesmek, saçlar, deri kaldırmak. Ben bir korktum. Hem göbeğim de gitsin ehuehe dedim ötekine tamam dedik. Ameliyat için zaman aldık.

Ameliyat sabahı gittik, beni aldılar içeri. Üstümde her şeyi çıkaracağım, sadece külotum kalacak önlüğü giyeceğim. Giydim, kadın beni sedyeye oturttu elimde iğne sokacak ben hem korkudan hem soğuktan korkudan titriyorum ama acayip soğuk ve çıplağım yani! Bir çığrındım elimi çektim, kadın gayet sakin bir şekilde sokup gidicem şunu bir dur modunda korkma dedi cart elime bir soktu iğneyi. Iyyyk o ne acı yarabbi. Neyse girdim ameliyathaneye yattım. Benim de göğüslerim çok küçüktür (Bunu da buraya yazmamalıydım ama başladık artık, ben bunu da çok takarım kafaya) yattığım yerde düşünüyorum gelmişken bunları da mı yaptırsaydım ehuehe falan diye. Kadın kollarımı falan bağladı. Ben de o zamanlar House izliyorum, kadınla muhabbet ediyoruz ben diziden öğrendiklerimi anlatıyorum falan kadın da beni rahatlatacak güya gülüyor konuşuyoruz. Sonra bu hain verdi bana narkozu benim gözler başladı gitmeye, ulan insan bi haber verir cani karı. Bir de ayy canım ne güzel konuşuyorduk hemen uyuyo musuuun dedi ben de zaten uykum vardııığ dedim sonra gittim (saat sabahın sekizi bu arada) en son hatırladığım şey tavandaki ışıklar.

Birinin ağzıma dayadığı şeyle uyandım. (Hop! no fesatlık no fesatlık!) Gözlerim hafif açılır gibi oldu ama sadece tavandaki ışıkları görüyorum onlar da hızlı hızlı kayıyor geçiyor. Sedyenin tekerleklerinin yerdeki çıkıntılardan geçerken çıkardığı tıkır tıkır tık tık tık tıkır tıkır tık tık seslerini duyuyorum. Bir de o hain kadın yine tepemde o şeyi ağzıma bastırıp (o günden sonra bir hafta o şey yüzünden çenem ağrıdı öyle bir bastırdı kadın) nefes al canım nefes al diyor. (Hemşirelik okuyan sayın Nimbus, o şeyin adını bana söyle de yazayım şuraya!) Ve ben nefes alıyorum derin derin. Ben nefes aldıkça o şeyin içinden boğuk boğuk sesler geliyor. Sonra yine uyumuşum. Bir uyandım. Annem yanımda ağzıma meyve suyunun pipetini sokmaya çalışıyor.Sonra tekrar uyuyorum. Uyanıyorum annem kadınlarla konuşuyor. Uyuyorum. Uyanıyorum o hain kadın yine gelmiş nasılsın canıım diyor tekrar uyuyorum. Ama kontrol edemiyorum uyku o kadar ağır ki kendimi salıveriyorum. Sonra uyandım artık zorla meyve suyunu içirdiler neymiş içmem lazımmış dayanamadım yine uyudum. Uyandım öğrendim ki akşam olmuş, benden sonra ameliyata giren herkes çıkmış sadece yeni çıkanlar varmış. Meğer herkes gitmiş meğer ben öküz gibi uyumuşum! 

Etrafımdakiler de hep burunlarını yaptıran kadınlar, bir tane de oğlan var 18 yaşında hormon dengesizliğinden mi ne memeleri çıkmış onları aldıracaklarmış. Annem de güya beni neşelendirecek oğlanın memelerinden bahsediyor benim göğüslerimle ilgili espri falan yapıyor ama benim hiç halim yok. Karnımdan yağ aldılar güya ama ben karnıma uzaydan krater düşmüş orası içine çökmüş gibi hissediyorum. Kıpırdadıkça acıyor. Gelip alnın acıyor mu diyorlar acımıyor karnım acıyor diyorum, hı peki tamam deyip gidiyorlar. Sanki turp gibiyim dedim lan ölüyorum acıdan kıpırdayamıyorum nefes aldıkça acıyor artık küçük küçük nefes almaya başlamıştım. Sonra suratımda bir ağırlık hissettim. Ameliyat eldivenleri var ya hani, onun içine buz koyup suratıma koymuşlar, şişmesin diye. Sabahtan beri annem sürekli koymuş durmuş ben akşam fark ediyorum bunu. Anneme fotoğrafımı çektirdim o halde. (Halen tek kopyasını sakladığım muhtemelen olabilecek en iğrenç fotomdur.) Fark ettikten sonra tabi o eldiven bana battı. Parmakları burnumun üstünden alıp gözümün yanına koyuyorum, o yandan alıp öteki tarafa atıyorum, eldivene el hareketi çektiriyorum falan. Bu sırada sürekli gelip alnıma bakıyorlar kanama var mı diye. Akşamı pek hatırlamıyorum yine uyudum heralde. Sadece bir defa annem beni tuvalete götürdü karnım çok acıyordu hayal meyal onu hatırlıyorum.

Sabah çıktık, eniştem eve bıraktı bizi. (Babam yok, doğu görevindeydi) Alnım tamamen kaplanmış el kadar beyaz bantlarla, sitenin çocukları bakıyor ay sana nolduuu aplaaa diyorlar falan. O an aklıma geldi alnımı ellemek. Alnımın bir tarafı düzdür diğer tarafında şakaklarım belirgindir normalde. Alnım şişmiş ama dümdüz olmuş. Evde aynaya bakıyorum gözler mözler de şiş. Olum bu ne lan dediğimi hatırlıyorum. (O anki surat ifademi hatırlayıp güldüm şuan, tanıyamamıştım kendimi) Her tarafımda tentürdiyot (tendürdiyot? tendirtüyot) denen şeyle kaplı ama kollar karın sura kasıklarıma kadar kahverengi boyalıyım.

Salondaki koltuğu açtılar, yattım klima püfür püfür (Antalyada Ağustos ayındayız) rahatım iyi falan. Kimse öğrenmesin diye götümüzü yırttık. Kan ihtiyacı falan olsa uğraşsak bu kadar insana duyurulmaz ya. Almanyadakiler bile öğrenmişler, tatile gelince direk bize geldiler geçmiş olsuna. Anne tarafım annemin kuzenleri bilmem neyin bilmem neyi herkes duydu. "Aaay moody kız sen estetik mi yaptırdın, bakim nasıl olmuşun, e bi şee yoooh!"

Sonra ne mi o oldu. O doldurdukları yağ eridi gitti geriye hiçbir şey kalmadı. İki üç sefer daha aynı şekilde yaparsak kalıcı olur dediler. Milyar milyar para vermeye benim içim elvermedi, ileride kendim yaptırırım dedim. Kaldı öyle. Ondan sonra da eskisi kadar alnımı takmadım hiç. Sonrasında genelde alnım açık dolaştım, şimdilerde perçemim olsa bile alnımın 1/3'ini ancak kapatıyor. Eskiden her yerini kapatırdım!

O ameliyattan öncesini ruhsal durumumu pek hatırlamıyorum. Ama pek normal olduğunu söyleyemeyeceğim. Her şeyimden iğrenir, sürekli üzülür her şeyimi kafaya takardım galiba, dediğim gibi pek hatırlamıyorum. Ondan sonra değiştim sanırım, ne zaman değiştiğimi de tam olarak hatırlamıyorum. Artık değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmeye, değiştirebileceklerimi olabildiğince düzeltmeye odakladım kendimi. Güzel olmayabilirim, bazı arkadaşlarımın ısrarına rağmen güzel olduğumu da düşünmüyorum hala. Çünkü zamanında bazı insanlar açıkça yüzüme vurdular durumumu. Olsun ne yapalım, dünyada iyilik kadar kötülük de varsa güzellik kadar çirkinliğe de yer var diye düşünüyorum. Ben kendimi sevmeyi öğrendim, kabul ettim. (Halen moralim bozuk olduğunda bunlara üzülürüm ama eskisi kadar değil tabi.) Bu açıdan o ameliyatın bana çok şey kattığını düşünüyorum, fiziksel açıdan faydası olmadı belki ama kendimi kabul etmeme katkısı büyük.

Şimdiki okulumda da alnım yüzünden arada moralimi bozan bir kız var ama onu düşünüp sinirimi bozamayacağım şuan. Ameliyatın üstünden 5yıl falan geçti çok az hatırlıyorum. Keşke o zaman yazsaymışım. O ameliyat ve daha başka birçok anı benim için dönüm noktası. Yaşlanınca bunları okuyup gülmek istiyorum, günlük tutamadım ama blogum vardı derim belki torunlarıma. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

17 Ay Sonra...

Gelelim Patlıcan'ın Faydalarına

Yeni Sehir Yeni Çevre Yeni Moody