Meger Allah Beni Dengesiz Olayım Diye Yaratmıs



Günlerdir içim bir dolu.. Bir boş..
Bir mutluyum, neşe saçıyorum... Bir gerginim, selam versen döveceğim.
Bir rahatım hiçbir şey umurumda değil sadece gülüyorum, bir gün de herkese kızgınım her şeye karşıyım.

Son birkaç haftada duygusal açıdan çok değiştim. Mesela normalde kapalı havalarda çok karamsar olurum, hiçbir şey mutlu edemez. Geçen gün (çarşamba günü) hava kapalı, bulutlu. Yağmur yağmayacak gibi ama güneş de yok. Her yer açık gri bulut dolu. Sabah bir güzel uyanmışım, bir mutluyum. Bir güzel hazırlandım (Sabah 7de kalmışım hem de!), çıktım yürüyorum durağa. Etrafa baktım. Lan hava kapalı, ben mutluyum. Hayret! Salına salına yürüyorum ama uçuyorum resmen. Serviste etrafa bakıyorum gülümseyerek falan. Bir an aydınlanma yaşadım anacım o da ney. Herkes kısa kollular babetler şortlar.. Ben? Hava kapalı diye çizme giymişim, üstümde deri ceket. 2 metrelik devasa şalımı takmışım, içimde de boyunlu kazak var. (Oyle kürk gibi kalın bir şey gelmesin gözünüzün önüne, Mango'dan almıştım ince yani içimi gösterecek nerdeyse beli de kısa karnım açık gibi ama boyunlu yani..) Okula gelene kadar benim gibi manyak var mı diye etrafa bakındım durdum. (Yoktu tabi yani başka fırlama) Sonra da unuttum gitti ne giydiğimi. Salağım ben de, bunu dert ettim. Giydiysek giydik nolmuş? Hem çizme boyumu uzun gösteriyor benim!

O kadar stres yaptım ama sonrasında bir eğlendik bir eğlendik anlatamam. Bilgisayar dersinde masaları birleştirdik. Elimizde bir rocco sıkı şeker kutusu (silindirik ya hani) uçtan uca yuvarlıyoruz, parmakla kale yapıp maç yapıyoruz vs. Öldük gülmekten. Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim.

Cuma günü de bilgisayardan quiz var. Hoca herkese birer kağıt verdi, MS Word'de o kağıttakileri yapıyoruz. Tam yaptım, kaydettim, okulun sistemini açtım dosya kaydete bastım dosyayı seçeceğim **ŞAAAAK**(gök gürültüsü sesi nasıl yazılır bilemedim valla) bir gök gürültüsü, bir karanlık, sınıftaki kızların çığlıkları. Elektrik geldi ama ben hala şoktayım. he hee ben kaydetmiştim bilgisayara he hee falan modundayım. Hoca demesin mi kaydedenleriki de gitti diye.. Abartmıyorum o an ağlayabilirdim yani. Baştan başladık, aynı bilgisayar aynı sistem ama yok anacım yok. Ok simgesi simgeler kutusunda yok. Üç defa baştan sona taradım, artık ağlamaklı sesle hocaya söylüyorum. Hoca da sakin ol oradadır diyor ama yok. Sonra tekrar açtım buldum valla. Üst simge oluşturacağım, adımı yazmak için. Yapıyorum, üstteki kısma adımı yazıyorum enterla aşağı inip tab tuşuyla sayfanın sağına gidiyorum. Adımla alt satırdaki öğrenci no kısmı aynı hizada durmuyor. Lan daha on dk önce yaptım oldu ADİ bilgisayar. Aynı yerden başladım, öğrenci no kısmı 5tık önce. Çıldıracaktım. Orayı tamamen silip ikisinde de tee en baştan tab'la gittim, o zaman oldu. (Millet space'le gidiyor sayfa sonuna, ben de çakalım söylemiyorum tab daha kolay gidiyor diye eheheh) Neyse bir şekilde hallettik tekrar gönderdik sisteme de. Bir quizdeyken Kafayı delercesine yağmur yağdı ve eve giderken şortla gezen zenci kadınlar gördüm parmak arası terliklerle. Adamların gerçekten black ass'leri brain'lerinden büyük. Ben tabi yine çizmeliydim.

Dün de (evet cumartesi günü) sabah 7.40 da bir uyandım. 8de evden çıkmam lazım 8.10da servis gelecek. Hemen hoop fırladım giyindim saç düzleştirdim çantayı kaptım. Servise yetiştim. 8.50de okuldayım, kimse yok. Fakülte bomboş. Karnım da aç fakültenin kafesi bile kapalı. Allaaam mal mıyım ben yanlış mı geldim nereye geldi neden geldim. Sınıfta oturur kitap okurum dedim. Allaaaam kapılar kilitli. Kızları arıyorum arıyorum açan yok. Kaldım g*t gibi ortada. (*koyunca daha hoş göründü dimi? Evet bencede) Fellik fellik dolanıyorum ortalıkta. Bir de kameralara bakıyorum acaba güvenliktekiler bakıp bana gülüyor mudur şimdi "sabahın köründe gelmiş ay saalaaaaak!".

Kütüphaneye gittim o da kilitli. Yürüyorum ama yol bomboş her yer sessiz, çizmemin topuk sesi çıkıyor takıdı takıdı tak tak. Hala bakınıyorum Allah'ın bir kulu yok mu diye. Ama yok. Aldım kitabı yemekhanenin orada oturdum okudum.

Ctesi günleri servis 9.30-11.30-13.30 gibi tek buçuklarda iki saat arayla kalkıyor. Adam dersi işledi işledi 11.39da bizim hoca dersi bitirdi. Gel de adamı öldürme şimdi ben iki saat napacağım lanet bok kokan okulda? (Mecaz değil gerçekten bok kokuyor bizim okul, tüm Lefkoşa gibi) Kızlarla boş boş oturmak istemedim, kitap okumaya kütüphaneye gittim. Bir uçtan öteki uca yürüdüm her yer dolu. Vizeler geldi ya herkes burada tabi. Tek kişilik masalarda bile üç kişi var öyle dolu. Sonra bir baktım, kütüphanenin en güzel masası boş. Dört kişilik masa bomboş. En güzel masa dediğimde manzarası müthiş yani. Yerden tavana kadar cam, bahçedeki ağaçlığa ve Kıbrıs'ın beş parmak dağlarına bakıyor. (Bizim okul beş parmak dağlarının beşinci parmağında. Baş parmağı mı yüzük parmağı mı bilemiyorum) Oturdum, kitabı okudum. Kitap bitiverdi bir baktım saat 13.27. Esyaları topladım koş kooooş moody servise kooooooş. Bir hallerle servise bindim saat 13.29. Serviste de bir anda üstüme agresiflik çöktü. Gerildim çünkü tıklım tıkış servis. Her tarafım zenci dolu ve malum götler maşallahı var. Karıya baksan iki metre ötede duruyor ama aslında göt göteyiz. Elimde hem çanta hem kitap hem dosya hem şemsiye var. Şoförler de çılgın sanıyorsun off-roadcu adam. Hepimiz bir öne bir arkaya uçuyoruz. Gelene kadar öldüm on dakikalık yol oldu bir ömür.

Sağ salim indim, eve yürüyorum hızlı hızlı. Arkamdan biri bağırıyor merhaba merhaba nasılsın. Sesin sahibini de tanıyorum, okulun ilk haftası tanıştığım bir zenci. Sülük gibi yapışmış sürekli numaramı istemiş heryerde gördüğünde hello hello my friend diye el sallamıştı haftalarca. Bayadır görmüyordum bu sinirli halimle de görmek istemedim. Zaten herif sapıkmış serviste milletin bacağını falan ellermiş. Neyse işte koşar adım gidiyorum ben ama Türkçe öğrenmiş bir de öküz nasılsın diye bağırıyor. Bu arkamdan yetişti bir dokundu ben bir bağırıyorum ama aynen şöyle:

Bırak allahın cezası bıraaak. Just leave me aloooone leave me alooooooone. Git başımdan giiiiit. Defol giiiiiit. I dont wanna talk to yoouuuu. Giiiiiit. I dont wanna talk to youuuu!!! 

Herif tabi şok. Bu sırada elimdekileri yerlere saçmışım. Topladım, başka zenciler de var donmuşlar bana bakıyorlar. Döndüm götümü, sakin sakin yürüyerek eve geldim. Gittim odama uyudum.

Yorumlar

  1. Sapıklar her yerde başa bela. Daha beteri olmadığı için şanslısın bir yerde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle malesef. Ama Kıbrıs bu konuda çok rahat bir yer. kimse ne giydiğinize, nasıl oturduğunuzda ya da sevgilinizle ne yaptığınıza karışmıyor. Ayrıca taciz, tecavüz olayları olmuyor.

      Sil
  2. Okunası bir blogla daha tanıştım yehu! :) Hem takipçin oldum hem de izleyicin. Seni de kahve yanına beklerim canım... Sevgiler :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

17 Ay Sonra...

Gelelim Patlıcan'ın Faydalarına

Moody'nin Ic Sesinden: Güzellige Dair